Geçtiğimiz yıl Silivri bu yıl Tekirdağ'da ortaya çıktı: 'Bu bir işaret olabilir'

Temiz su ve bol oksijenli habitatları tercih eden Avrasya su samurunun (Lutra lutra) Marmara Denizi'nde iki yıl üst üste görüntülenmesi ekosistem sağlığı açısından umut verirken, yaşam alanı kaybı konusunda uyarı niteliği de taşıyor. Geçen yıl Silivri kıyılarında görülen Avrasya su samuru, Marmara Denizi'nin kirlilik ve oksijen sorununa rağmen bu yıl Tekirdağ kıyılarında yeniden gözlemlendi. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek, "Burada görülebiliyor olması, Marmara Denizi'nin bazı bölgelerinde yerel balık popülasyonu ya da görece temiz tatlı su girişlerinin sağlandığı yaşam için asgari koşulların sürdüğüne işaret edebilir" dedi.

30 Ağu 2025 - 15:22 YAYINLANMA
Geçtiğimiz yıl Silivri bu yıl Tekirdağ'da ortaya çıktı: 'Bu bir işaret olabilir'

Temiz su ve bol oksijenli habitatları tercih eden Avrasya su samurunun (Lutra lutra) Marmara Denizi'nde iki yıl üst üste görüntülenmesi ekosistem sağlığı açısından umut verirken, yaşam alanı kaybı konusunda uyarı niteliği de taşıyor.

Geçen yıl Silivri, bu yıl ise Tekirdağ kıyılarında Avrasya su samuru görüldü. Temiz ve bol oksijenli suları yaşam alanı olarak seçen türün, Marmara Denizi gibi kirlilik ve oksijensizlik sorunları yaşayan bir denizde iki yıl üst üste ortaya çıkması uzmanlarının dikkatini çekti.

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek, Avrasya su samurunun, yarı sucul yaşam biçimine mükemmel şekilde uyum sağlamış bir memeli olduğunu ve Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da geniş bir dağılım gösterdiğini söyledi.

Su samurunun, yaşam döngüsü, beslenme alışkanlıkları ve habitat tercihleri bakımından oldukça seçici ve özgün bir tür olduğuna işaret eden Çiçek, "Genellikle yalnız yaşarlar, ancak dişiler yavrularıyla uzun süre birlikte kalırlar. Yılda ortalama 1 ila 4 yavru doğururlar ve yavrular yaklaşık bir yıl boyunca annelerine bağımlı kalır. Bu nedenle popülasyon artışları çok yavaş olur ve habitat bozulmalarına karşı oldukça hassastırlar." ifadelerini kullandı.

Çiçek, Avrasya su samurunun uzun ve ince yapılı, kahverengi sırtlı ve krem karınlı bir tür olduğunu, tatlı su ve kıyı habitatlarında yaşadığını anımsatarak, temel besin kaynağının balıklar olduğunu ancak farklı canlılarla da beslendiğini belirtti.

Çiçek, ekolojik duyarlılığı ve çevresel gösterge işlevi nedeniyle su samurunun korunması gereken bir tür olduğunu vurguladı.

Ekosistem hizmeti bakımından bu türün varlığının önemli olduğuna işaret eden Çiçek, "Gösterge tür olarak, yaşadığı ortamın su kalitesi, oksijen seviyesi, biyolojik çeşitliliği hakkında bilgi verir. Bu tür ancak temiz, bol balıklı ve bozulmamış alanlarda yaşayabilir. Ayrıca av-avcı ilişkilerini dengeleyerek habitatta doğal düzenin sürdürülmesine katkı sağlar. Bu nedenle, Avrasya su samuru aynı zamanda yaşadığı ekosistemin sağlığının göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Yerel düzeyde bir ekolojik direnç göstergesi olabilir"

Çiçek, türün, 20. yüzyılda Avrupa'nın pek çok bölgesinde popülasyonlarının çöktüğüne dikkati çekerek, bu durumun büyük ölçüde sucul ekosistemlerin kimyasal kirliliğe maruz kalmasıyla ilişkilendirildiğini aktardı.

Türün Marmara Denizi gibi kirlilik düzeyi yüksek bir alanda gözlemlenmesinin, tek başına olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Çiçek, "Burada görülebiliyor olması, Marmara Denizi'nin bazı bölgelerinde yerel balık popülasyonu ya da görece temiz tatlı su girişlerinin sağlandığı yaşam için asgari koşulların sürdüğüne işaret edebilir. Bu, yerel düzeyde bir ekolojik direnç göstergesi olabilir." diye konuştu.

Çiçek, Marmara Denizi'nde görülen müsilajın ekosistemi bozarak balık popülasyonlarını azalttığını, oksijen girişini engellediğini vurgulayarak, bu durumun su samurunun beslenme, solunum ve kürk bakımı gibi yaşamsal faaliyetlerini olumsuz etkileyerek ciddi bir alarm durumu ortaya çıkardığını kaydetti.

Hem bir fırsat hem de yaşam alanı kaybı olabilir

Geçen yıl yine Silivri kıyılarında su samuru görüldüğünü hatırlatan Çiçek, bunun bir tesadüf olmadığını dile getirdi.

Çiçek, bu tür gözlemlerin bölgede devam eden bir uygunluk durumuna ya da zorunlu bir adaptasyona işaret ettiğine vurgu yaparak, "Eğer burada hala yaşanabilecek su kalitesi, balık yoğunluğu ve saklanma alanları varsa, bu durum alanın önemini artırır ve yerel düzeyde bir koruma planının parçası haline getirilmesini gerektirir." dedi.

Su samurunun Marmara kıyılarına tekrar gelmesinin, diğer yaşam alanlarında karşılaştığı bozulmalar nedeniyle bölgeyi alternatif bir yaşam alanı olarak tercih ettiğini belirten Çiçek, bunun iç bölgelerdeki habitat kalitesinin düştüğünü ve nehir ile göl sistemlerinde artık yeterli besin veya barınma imkanı bulunamadığının sonucu olduğunu aktardı.

Çiçek, özellikle Anadolu'daki bazı nehir sistemlerinde artan tarımsal kimyasal kullanımına ve habitat parçalanmalarına dikkati çekerek, bu türün klasik yaşam alanlarını terk etmesinde bunların etkili olabileceğini söyledi.

Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Tekrar eden gözlemler korunması gereken bir bölgenin işareti olduğu için bir yandan fırsat diğer yandan yaşam alanı kaybının sinyali olabilir. En doğru yaklaşım bu bölgede düzenli popülasyon izleme çalışmalarının başlatılması ve su kalitesinin mevsimsel olarak takip edilmesidir."


Marmara Adası’ndaki yangın kontrol altına alındı

Marmara Denizi'nde kaybolan Halit Yukay'ın cansız bedenine ulaşıldı

Araç bakım atölyelerinde güneş enerjili dönem: 1 milyar 500 milyon lira devletin kasasında kalacak

Kuzey Marmara Otoyolu'nda seyir halinde alev alan otomobil küle döndü


YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: